5 Kasım 2014 Çarşamba
Vanilya Kokulu
Benzersiz bir özgüvenle sarf edilen sözler bir ekim akşamı suratımıza jilet inceliğinde çarpıverir. İnce ince,derin ve acı verici kesikler oluşturmak adına.. Ortalama insan hayatına oranla çok fazla zamanını harcadığın,gerçekten yıllar boyu en çok ihtiyaç duyulanlar listesinde birinciliği verdiğin adama bir gün bir başkasının senden daha çok ihtiyacı olduğunu görürsün. Öyle bir muhtaç olmaktır ki bu,kendi ihtiyaçlarının şımarıklığından utanırsın. Sana acı vermesi gereken bu durumun içinde inanılmaz bir şefkat yarattığını fark edersin sonra. Üstelik bilirsin ki bu fırtına öncesi sessizlik değildir. Bu kıyamet sonrasıdır. İnsanüstü şekilde sevdiğin birine bir başkasının gözlerinin önünde tutuşması tam anlamıyla kıyamettir çünkü. Kılcal damarların ince,ayrılması zor kablolar gibi birbirine girer ve kanın dev bir lav birikintisi gibi fokurdamaya başlar.Göz bebeklerin kalıbından kabaran kek gibi dışarı çıkmak için hazırlanır. Yine de tüm bu olayların ardından müthiş bir dinginlik hissedersin. Yeni biçilmiş çimenlerin üzerinde en rahat elbisen ile uzanıp gün batımını vanilya kokularıyla karşılar gibi. Bütün bu dinginlik anında tek bir damla düşer gözlerinden. Hafif rüzgar esintisiyle üşütür yanaklarını o sıvı,vanilya kokularına karışır,gider. Ne o bilir, ne bir başkası. Sadece sen başını yastığa koymakta zorlandığın bazı geceler hatırlarsın, vanilya kokularıyla karışıp gitmeden önce yanaklarına bıraktığı tuzlu soğuğu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder